Tekirdağ Efsaneleri

Tekirdağ iline ait efsaneler: Almalı Efsanesi, Anaoğul Köyü Efsanesi, Arzulu Köyü Efsanesi, Barbaros Yolunun Efsanesi, Bardaklı Baba Efsanesi, Karacakılavuz Efsanesi, Sarı Kız Efsanesi


0
2 paylaşım
Tekirdağ Efsaneleri

Almalı Efsanesi

Tekirdağ’ın ilçesi Malkara’ya bağlı Elmalı köyünün, adının nereden geldiğine dair söylenen bir efsanedir. Elmalı köyü yakınında bir kale varmış. Türkler Rumeli’ye ilk geçtiklerinde kalede yabancılar varmış. Türkler, Trakya’ya ilerlerken bu kaleyi kuşatmışlar. Kale için devamlı “Almalı, almalı, burayı mutlaka almalıyız” diyorlarmış. Türklerin bu arzuları gerçekleşince kalenin yakınındaki köye Almalı köyü adını vermişler. Ancak köyün adı daha sonra Elmalı olarak değişmiştir.

Anaoğul Köyü Efsanesi

Efsaneye göre bu köy, Kurtuluş Savaşı’nda düşmanlar tarafından ele geçirilmiştir. Eli silah tutan tüm erkekler savaşa gitmiş, köyde yalnızca çocuklar, kadınlar ve yaşlılar kalmıştır. Düşman köye girince yaşlıları toplayıp büyük bir binaya kapatmış ve bu insanlara günlerce işkence etmiş, ıslak urganlarla dövmüşlerdir. Yaşlılara yapılan bu işkencelere dayanamayan bir erkek çocuk düşman askerlerine saldırmış ve bunun sonucunda yakalanarak köy meydanına getirilmiştir. Çocuğun annesi oğlunu orada görünce köy meydanına doğru koşmaya başlamış ve düşman askerleri tarafından birbirlerine sarılmış halde şehit olmuşlardır. Köyün adı da “Anaoğul” olarak kalmıştır. Ana oğlun mezarı köyün ortasındadır. Daha sonra türbe haline getirilmiştir.

Arzulu Köyü Efsanesi

Bu köyde bir zamanlar Arzu Baba adında bir ihtiyar varmış. Arzu Baba her gece köyün etrafını bir kere dolaşıp, ne olup bittiğini öğrenirmiş. O zamanlar düşmanlar çete halinde köylere saldırıp yağma ederlermiş. Yine bir gece düşmanlar Arzulu Köyüne saldırmışlar. Arzu baba köyü tek başına düşmanlardan korumuş. Arzu Baba öldüğünde de tüm köy ardından ağlamış.Ona köyün kenarında bir türbe yapmışlar. Köye de Arzulu Köyü denmiş. Hala türbenin yakınında oturan bir aile her cuma akşamı burada mum yakar.

Barbaros Yolunun Efsanesi (Kral Yolu)

Tekirdağ’a bağlı deniz kenarında bir köy olan Barbaros’da bir bey varmış. çok önceleri Tekirdağ Beyinin oğlu Barbaros beyinin kızına aşık olmuş. Babasından kızı istemesini rica etmiş. Barbaros Beyi kızını bir şartla verecekmiş. Bu şartta Tekirdağ’dan Barbaros’a kadar denizin hemen yanından bir yol yapılmasıymış. Tekirdağ Beyi yolu yaptırmış. Böylece çocukları birbirleriyle evlenmişler. Bir gün Tekirdağ’dan Barbaros’a giderken deniz çok dalgalıymış. Deniz kenarındaki yolda giden araba, atlar ve iki genç dalgalara kapılarak uçsuz denizde boğulmuşlar. Barbaros Beyi gençlerin ölümünden (yolun yapılmasını istediği için ) kendini sorumlu tutmuş.O zamandan beri denizin içinde taşlardan bir yol bulunmaktadır. Ancak, bazı kısımları çökmüş ve üzerini midyelerle yosunlar kaplamıştır.

Bardaklı Baba Efsanesi

Karaevli köyüne ait bu efsane savaş zamanında geçmektedir. Köyün olduğu yerde savaşlar oluyormuş. Savaş sırasında Karaevli denilen bir adam tek bir çanakla susayan tüm askerlere su veriyormuş. Bu arada çanağındaki su hiç bitmiyormuş. Ancak, o sırada bir düşman askerinin kılıcıyla vurması sonunda Karaevlinin kafası uçmuş. Fakat kafasını eline alarak yürümeye başlamış, görenler çok şaşırmışlar. Bir süre sonra Karaevli yere düşmüş. Düştüğü yere türbesi yapılmış. Karaevli’ye de Bardaklı Baba denilmiş.

Karacakılavuz Efsanesi

Karacakılavuz isminin bir efsaneye dayandığına inanılır. Köyü, Bulgaristan’dan gelen 82 muhacir kurmuştur. Bunlar on aile olup yerleşecek yer ararlar. Bu sırada önlerine çıkan karaca onlara epeyce öncülük eder. Göçmenler bu sırada ahşap, terkedilmiş bir bina bulup onun yanında kalmayı düşünürler. Bulundukları yere isim verirken “Bize bu karaca kılavuzluk etti. O yüzden buraya karaca kılavuz adını verelim” diye düşünmüşler. Böylece köye Karacakılavuz denmiş.

Sarı Kız Efsanesi

Yıllar önce Tekirdağ’da sarı kız adında bir kız varmış. Bunlar ninesiyle bir mağarada yaşarlarmış. Bunların çok sevdikleri bir keçileri varmış. Keçinin bir memesinden bal, diğerinden süt akarmış. Bir gün sarı kız keçiyi sağmaya gitmiş, bir ses duymuş: “Haykırarak mı geleyim? Kükreyerek mi? “ kız çok korkmuş. Gidip ninesine anlatmış. Ninesi de “Haykırarak gelmesini söyleseydin” demiş. Ertesi gün sarı kız tekrar mağaraya gitmiş. Aynı sesi duymuş. “Haykırarak gel” demiş. O anda büyük bir gürültü işitilmiş. Sarı kız kaybolmuş. Yapılan sarı kız tekkesine dilek dileyen ve mum dikenler vardır. Bu türbe Kız Enstitüsünün yanındadır.



Beğendin mi? Arkadaşlarınla ​​paylaş!

0
2 paylaşım
ohediyo

Sizin Tepkiniz Nedir?

Kızgın Kızgın
2
Kızgın
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
İnanılmaz İnanılmaz
0
İnanılmaz
Hahaha Hahaha
0
Hahaha
Beğen Beğen
0
Beğen
Muhteşem Muhteşem
1
Muhteşem

Facebook Yorumlar